12 Mart 2016 Cumartesi
Bilemeyeceğim
Sızılar içinde, her yanım dökülürken, bir başka Pazar'a daha varıp varamayacağımı bilmezken, yanımda olmanı öyle çok istedim ki, kendimi tuttum, aramadım, bunu yapmak bile başka bir işkenceydi, hala da merak ederim, arasam, gelir miydin ? O çocuk heyecanın yaralarımı sarar, güç verir, yüreğimi ısıtır mıydı acep ? Sanırım asla bilemeyeceğim...........
8 Mart 2016 Salı
8 Mart
Bir kadınlar günü daha, mesajlar, konuşmalar, indirimler, tartışmalar derken geçip gidecek. Gün bitimine az kaldı.
Kadına dair böylesi günlerde anımsayıp, kendi kendime acı acı güldüğüm bir hikayem var.
Bu günü entelektüel kesim fazlasıyla benimsiyor, nihayetinde dini ve tutucu çevrelerin baskıladığı bir figür gündeme çıkıyor. Din ekseninde düşünenler de güne uygun hadis bulmakta gecikmiyorlar. Çatışma kadın üzerinden dönmeye başlıyor, Ben ise hepsinin geri planını bu hikayeden aldığım ders ile merak ediyorum.
Hikayenin baş kahramanı erkek, çok bilgili, gece gündüz okur, okumakla kalmaz hemen her konuda yazar, bilim, aşk, tarih, ilişkiler, yemek, akla gelen her konuda engin bilgisini şiirlerle bezeleyerek internette aktarır ve bir hayran kitlesi yaratır. Böyle bir erkeği bilgisayar ekranında ve sosyal medyada hangi kadın görse beğenir ve ister, ben de o şekilde görsem," baba bana bundan al" diye tuttururdum.
Kadın ve insan haklarına da çokkk saygılıdır, bırakın kadınları kedilere bile ev yapacak kadar şefkatlidir. Çocuklara yardımlar toplayan adeta kanatsız bir melektir.
Günlerden bir gün zavallı bir kadıncağız sokakta kocasından dayak yerken, kahramanımız kadını kurtarır.....o artık bir süperman olmuştur, ancak başına gelmeyen de kalmaz. Vahşi koca onu tehdit eder, kafasını gözünü yarar. Olsun önemli değildir, o bir kadını kurtarmıştır. Buraya kadar her şey çok güzel !
Gelelim hikayenin arka planına ; kahramanımızın kadın arkadaşlarından biri ile ufak bir alacak verecek meselesi vardır. Hayati bir miktar sanmayın, iyi bir marka çanta parası bile olamaz :) Borçlu kadın yoğun bakımdadır ve kahramanımızın bundan haberi vardır. Süperman ne yapar dersiniz ? Özelliklerine bakarak, gidip kadını hastanede ziyaret ettiğini sanmış olabilirsiniz.......Ve işte yanıldınız !
Hasta kadının kocasını arayarak, "ben hastalık falan anlamam, karının bana borcu var, hemen ödeyin" der. Kocanın haberi bile yoktur, derdi eşini yaşatabilmektir, ne olduğunu anlamaya çalışmak yerine, eşinin yanına koşar ve onun iyileşmesini bekler.
Kadın iyileştiğinde konuyu açar ve tüm detayları öğrenir. Şimdi gelelim kocaya, hiç de öyle bilgili biri değildir, çok okumaz, yazı yazmaz, hatta duygularını bile ifade etmekte zorlanır. "Karım" der... ne olduysa oldu, gel şu borcunu ödeyelim........ ve kadınına hastalığı süresince sahip çıkar, ancak süper adamın telefonu yüzünden o evlilik biter ! İlginç noktalardan biri de, süperman'in avukatı da, bir vakitler kız arkadaşını darp ettiği için gazeteler çıkmıştır :)
Bugün işte bu entelektüel süperman yine sosyal medyada kadınlar gününü kutlarken ne derece samimi olabilir. Bir kadını ölümüne tehdit etmiş niceleri işte bugün kendilerini bir kaç mesaj ve kutlamayla aklayabileceklerini mi sanıyorlar acaba diye merak etmeden duramıyorum.
21 Şubat 2016 Pazar
gönül
Günün özetinden :
Bugün güzel bir laf duydum "her gönül okşanmak ister" ancak bu gönülü boş ve inandırıcılıktan yoksun sözlerle okşamamak lazım, gerçek ortaya çıkınca, okşanmak isteyen gönül tuzla buz oluyor, inandım diye kendini mi suçlasın, karşısındakini mi şaşakalıyor :) En güzeli okşarken bile gerçekçi olabilmek. Seviyorsan gönül anlar, anlatmak da lazımmış.......
Ve bir kez daha insanların gerçekler yerine duymak istediklerine inandıklarına şahit oldum.....Napcam ben şimdi, yalanla olmuyor, gerçekle hiç bir şey okşanmıyor, Uyumlanamadım gitti :)
Salağın birinin konuşması da iyice dellendirdi, "tipik akrep burcuyum, kıskanırı".....hanım hanım kıskançsın, burçlara bok atma, inanma desen ne fayda :) Bana ne mutluysa inansın artık, takılma bunlara be kadın !
Yine sıkıldım galiba :) Gidip yürüyeyim biraz, uykudan önce iyi geliyor
Bugün güzel bir laf duydum "her gönül okşanmak ister" ancak bu gönülü boş ve inandırıcılıktan yoksun sözlerle okşamamak lazım, gerçek ortaya çıkınca, okşanmak isteyen gönül tuzla buz oluyor, inandım diye kendini mi suçlasın, karşısındakini mi şaşakalıyor :) En güzeli okşarken bile gerçekçi olabilmek. Seviyorsan gönül anlar, anlatmak da lazımmış.......
Ve bir kez daha insanların gerçekler yerine duymak istediklerine inandıklarına şahit oldum.....Napcam ben şimdi, yalanla olmuyor, gerçekle hiç bir şey okşanmıyor, Uyumlanamadım gitti :)
Salağın birinin konuşması da iyice dellendirdi, "tipik akrep burcuyum, kıskanırı".....hanım hanım kıskançsın, burçlara bok atma, inanma desen ne fayda :) Bana ne mutluysa inansın artık, takılma bunlara be kadın !
Yine sıkıldım galiba :) Gidip yürüyeyim biraz, uykudan önce iyi geliyor
6 Şubat 2016 Cumartesi
5/2/16 MK4
Şarap yok dedi, ya rakı, ya da bira ! Birayla sarhoş olup dile gelemeyecektim, rakıya razı oldum. Biraz çerezle beraber getirdi, manzara güzel, karşı yakanın ışıklarında o ne yapar acaba, gözümde canladırmaya çalıştım.........ortam değişmiş, yeni eşyalar alınmıştır.....
Evin dağınıklığı, ruhumdan beter, karşımdaki de pek sağlıklı sayılmaz, ne yaptığını, nereye varacağını düşünmeden yaşıyor...
Sohbet koyulaşınca konuyu açar sanıyorum, daha ikinci yudumda soruyor
- Görseydin ne diyecektin?
Nereye bakacağımı, ona mı, ötekine mi söyleyediğimi bilemeden........
- Çaresizdim, hem de çok.......o an en doğru olanın yaptığım şey olduğunu bile düşünemeyecek kadar çaresizdim..........all happened at once, but I was desperate, weak !
Evin dağınıklığı, ruhumdan beter, karşımdaki de pek sağlıklı sayılmaz, ne yaptığını, nereye varacağını düşünmeden yaşıyor...
Sohbet koyulaşınca konuyu açar sanıyorum, daha ikinci yudumda soruyor
- Görseydin ne diyecektin?
Nereye bakacağımı, ona mı, ötekine mi söyleyediğimi bilemeden........
- Çaresizdim, hem de çok.......o an en doğru olanın yaptığım şey olduğunu bile düşünemeyecek kadar çaresizdim..........all happened at once, but I was desperate, weak !
19 Ocak 2016 Salı
Dostun dilinden
Yaşadığın her türlü olumsuzluğun seni ne denli güçlü kıldığının farkında mısın ? İşte bunu anlayamıyorlar, onlar için önemli olan şeylerin hiç birine önem vermiyorsun, kaybettiklerin aslında kazancın, çünkü seni eksiltmiyor aksine varsıllaştırıyor....... Onların değerleriyle ve kendinle dalga geçmeni anlamakta zorlanıyorlar............ senin suçun değil kadın, bırak kendini zevzekler için üzmeyi, bu sensin, ruhundaki serseriyi kaç kadın özgür bırakabiliyor........
15 Ocak 2016 Cuma
Ayna
Bu aralar bir kaç kez duyduğum ve kendimce anlamsız bulduğum söylemlerden biri de "karşınızdaki kişi sizin aynanızdır ve kişi karşısındakini tarif ederken kendini anlattığı kelimeleri kullanır"
Öylesine baktığında insanların çoğu bunlara doğru diyor..........neresi doğru ? Karşımdaki bildiğin kıskanç ve haset........kendime baktığımda öyle değilim, aksine arkadaşlarım, dostlarım mutlu olduğunda ben de mutlu olabiliyorum. Veya çok çalışkan ve azimli dostlarım var......onları anlatırken bu kelimeleri kullanıyorum ancak ben asla çok çalışkan ve azimli olamadım.....
Davranışlar, davranışları doğurur sözüne çok inanırım, sen bana nasıl davranırsan karşılığını görürsüni şimdi bu aynalamak mı oluyor onu bilemiyorum ki, aynalamak sanırım biraz daha farkında olmadan yapılan bir hareket. Oysa bana kötü davranan birine mesafe koymam aynalama olmasa gerek. Öte yandan insanların bize, onlara izin verdiğimiz şekilde davrandıkları da doğru. Beni aşağılayan birine bu izni ben veriyorum........hopppp dur bakalım dediğinde eşek değil ya, anlayacak, eğer öyle ise salla gitsin, çıkar hayatından :) Yine kafam karıştı :))
Öylesine baktığında insanların çoğu bunlara doğru diyor..........neresi doğru ? Karşımdaki bildiğin kıskanç ve haset........kendime baktığımda öyle değilim, aksine arkadaşlarım, dostlarım mutlu olduğunda ben de mutlu olabiliyorum. Veya çok çalışkan ve azimli dostlarım var......onları anlatırken bu kelimeleri kullanıyorum ancak ben asla çok çalışkan ve azimli olamadım.....
Davranışlar, davranışları doğurur sözüne çok inanırım, sen bana nasıl davranırsan karşılığını görürsüni şimdi bu aynalamak mı oluyor onu bilemiyorum ki, aynalamak sanırım biraz daha farkında olmadan yapılan bir hareket. Oysa bana kötü davranan birine mesafe koymam aynalama olmasa gerek. Öte yandan insanların bize, onlara izin verdiğimiz şekilde davrandıkları da doğru. Beni aşağılayan birine bu izni ben veriyorum........hopppp dur bakalım dediğinde eşek değil ya, anlayacak, eğer öyle ise salla gitsin, çıkar hayatından :) Yine kafam karıştı :))
5 Ocak 2016 Salı
İmam
Uzun zaman önce ve uzun yıllarca orta ve küçük ölçekli sanayicilerle çalıştım. Hemen her sektörden bir kaç firmaya danışmanlık yapmışlığım oldu. Bu esnada gözlemledim, dinledim, atölyelerine indim, yerine göre eleman seçtim. En belirgin gözlerimlerimden birisi ise ara eleman eksikliği idi. Patron bir şekilde üretimi bilir, ancak atölyede işçi ile pek iyi geçinemez. Riski omuzlanandır o, dolayısıyla daha serttir. Biraz işler büyüyünce mühendis istihdam etmek gerekir, Yeni mezun mühendis atölyeden pek anlamaz, öyle ya, 4 yıl okumuştur ünvanı vardır, ustabaşı ile bir olamaz. Anlamadığı nokta ise ustabaşı ve işçi pratikte ondan daha mahirdir. Deneyimli mühendis, iyi maaş ister ve belki de yaş icabı patronla akran olacaktır, iki cambaz da bir ipte çok zor oynar. İyi üniversitelerin zeki mühendisleri ise büyük firmalarda CEO veya pazarlama müdürü olma sevdasındadır.
Onları kendi hallerine bırakıp eğitim sektörüne geçtim. İnsanlara çocuğunuzu meslek lisesine gönderin dediğimde, bunu bir hakaret olarak algıladılar. Üniversite okuyacak dediler.... Ailenin imkanları kısıtlıdır, çocuğu okumaya hevesli değil, bunları da geç iyi bir üniversiteye gidebilecek kapasitesi yoktur. Yine de 4 yıllık üniversite için ısrarlıdır. Meslek lisesi sonrasında sınavsız bir şekilde iki yıllık meslek yüksek okuluna git dersin yine olmaz, bak meslek sahibi olacaksın, daha kolay iş bulursun dersin......ı ıhhh olmaz.
Asıl bahsetmek istediğim ise aslen meslek lisesi olan İmam Hatip liselerinin halk tarafından farklı bir statüde algılanmasıdır.Çoğunun doktor, mühendis, yargıç olmasını isteyenler imam hatiplere gönderiyor. Ve buraların meslek lisesi olduğundan habersizler. Eskiden kız çocuklarının başörtüsü sıkıntısı vardı, artık o da kalktı. Yine de ısrarlılar ! Diğer meslek liselerine burun kıvıranlar, imam hatip söz konusu olunca hayır diyemiyorlar.
Bir kız öğrenci lise giriş sınavlarına hazırlanmak için gittiği bir dershane tarafından bu liselere yönlendirilmiş ve ancak bir yıl sonra fark etmiş gerçeği. Yalvar, yakar düz liseye geçmiş.
Evladım doktor olmak için turizm otelcilik lisesine gider misin ki, imam hatip lisesine gidiyorsun dediğimde şaşırıp kalanlar var.
Bu durumu kafaya takınca sohbetlerimin konusu da oldu, derken bunlardan birinde görev yapan bir öğretmene denk geldim. "20 yıllık öğretmenim ve bu denli dejenere öğrenciye rastlamadım" diyor. Ailelerin bazıları adeta fen lisesi gibi görüyorlarmış İH liselerini. Ailelerin ve okulun baskıları sonucu gençliğin en güzel yanlarını sağlıklı yaşayamadıklarından, her türlü yolu denemeye açıklar diye de ekledi. İnanılmaz hikayeler dinledim.
Bir kaç gün sonra parkta yanımda oturan 3 genç kızın sohbetine şöyle dalıverdim.
- Öğrenci misiniz ?
- Evet
- Üniversite ?
- Biraz kikirdeşip, Yok be abla, lise terk
- Aaa, neden terkettiniz, lise hayatı keyiflidir, dersler mi zor geldi ?
- İmam hatip de okusaydın böyle demezdin, hem zor, hem de her şey yasak, zaten ailemiz zorladı oraya gitmeye, şimdi onlar da rahat, biz de, artık açık liseye gideriz seneye veya çalışırız.
Bu kızlar aile zoruyla gitmişler ve sonuç ortada. Onlar da güle güle ne hikayeler anlattılar ve hepsi erkeklerle ilgiliydi. Suyun yolunu tıkarsan bir şekilde akacak yol bulur. Onlar da kendilerince bulmuşlar, hem de en yasağından, en yaramazından ! Üstelik son derece bilinçsizce, kime ne sorup, akıl danışacaklar, her şey yasak ve günah !
Kızlardan 2 gün sonra bir gece hastane kafesindeyim, saat sabahın 4'ü. Adamın biri yanındakine anlatıyor. "Benim kız 8. sınıfta, biraz haylaz, vericem imam hatibe adam olsun. Araştırdım diş hekimleri iyi kazanıyormuş, oradan da özel bir üniversiteye yollarım. 4-5 yıl okur dişçi çıkar......
İçimdeki ses, git konuş, anlat dedi............ susturdum, bırak nereye yollarsa yollasın ! Başımda türban, çenemde sakal yok ki, ikna edeyim.
Onları kendi hallerine bırakıp eğitim sektörüne geçtim. İnsanlara çocuğunuzu meslek lisesine gönderin dediğimde, bunu bir hakaret olarak algıladılar. Üniversite okuyacak dediler.... Ailenin imkanları kısıtlıdır, çocuğu okumaya hevesli değil, bunları da geç iyi bir üniversiteye gidebilecek kapasitesi yoktur. Yine de 4 yıllık üniversite için ısrarlıdır. Meslek lisesi sonrasında sınavsız bir şekilde iki yıllık meslek yüksek okuluna git dersin yine olmaz, bak meslek sahibi olacaksın, daha kolay iş bulursun dersin......ı ıhhh olmaz.
Asıl bahsetmek istediğim ise aslen meslek lisesi olan İmam Hatip liselerinin halk tarafından farklı bir statüde algılanmasıdır.Çoğunun doktor, mühendis, yargıç olmasını isteyenler imam hatiplere gönderiyor. Ve buraların meslek lisesi olduğundan habersizler. Eskiden kız çocuklarının başörtüsü sıkıntısı vardı, artık o da kalktı. Yine de ısrarlılar ! Diğer meslek liselerine burun kıvıranlar, imam hatip söz konusu olunca hayır diyemiyorlar.
Bir kız öğrenci lise giriş sınavlarına hazırlanmak için gittiği bir dershane tarafından bu liselere yönlendirilmiş ve ancak bir yıl sonra fark etmiş gerçeği. Yalvar, yakar düz liseye geçmiş.
Evladım doktor olmak için turizm otelcilik lisesine gider misin ki, imam hatip lisesine gidiyorsun dediğimde şaşırıp kalanlar var.
Bu durumu kafaya takınca sohbetlerimin konusu da oldu, derken bunlardan birinde görev yapan bir öğretmene denk geldim. "20 yıllık öğretmenim ve bu denli dejenere öğrenciye rastlamadım" diyor. Ailelerin bazıları adeta fen lisesi gibi görüyorlarmış İH liselerini. Ailelerin ve okulun baskıları sonucu gençliğin en güzel yanlarını sağlıklı yaşayamadıklarından, her türlü yolu denemeye açıklar diye de ekledi. İnanılmaz hikayeler dinledim.
Bir kaç gün sonra parkta yanımda oturan 3 genç kızın sohbetine şöyle dalıverdim.
- Öğrenci misiniz ?
- Evet
- Üniversite ?
- Biraz kikirdeşip, Yok be abla, lise terk
- Aaa, neden terkettiniz, lise hayatı keyiflidir, dersler mi zor geldi ?
- İmam hatip de okusaydın böyle demezdin, hem zor, hem de her şey yasak, zaten ailemiz zorladı oraya gitmeye, şimdi onlar da rahat, biz de, artık açık liseye gideriz seneye veya çalışırız.
Bu kızlar aile zoruyla gitmişler ve sonuç ortada. Onlar da güle güle ne hikayeler anlattılar ve hepsi erkeklerle ilgiliydi. Suyun yolunu tıkarsan bir şekilde akacak yol bulur. Onlar da kendilerince bulmuşlar, hem de en yasağından, en yaramazından ! Üstelik son derece bilinçsizce, kime ne sorup, akıl danışacaklar, her şey yasak ve günah !
Kızlardan 2 gün sonra bir gece hastane kafesindeyim, saat sabahın 4'ü. Adamın biri yanındakine anlatıyor. "Benim kız 8. sınıfta, biraz haylaz, vericem imam hatibe adam olsun. Araştırdım diş hekimleri iyi kazanıyormuş, oradan da özel bir üniversiteye yollarım. 4-5 yıl okur dişçi çıkar......
İçimdeki ses, git konuş, anlat dedi............ susturdum, bırak nereye yollarsa yollasın ! Başımda türban, çenemde sakal yok ki, ikna edeyim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)