Belki bir oyun, belki kapitalizmin uydurduğu bir şey, belki inanmayı seçtiğimiz hiç şey doğru değil, belki her şey, hepimiz, yaşam ve yaşanılanlar sadece bir ilüzyondan ibaret............olsun ne çıkar, bugün herkes birbirine mutluluk dileyebiliyor..........bu bile yeter :)
Gönülden geçip dile gelmeyenleri, dile gelip inanılamayanları bile beraberinde getirsin :)
31 Aralık 2013 Salı
29 Aralık 2013 Pazar
Öbür Taraf
Gündemi bilmeyen kalmadı, dağdaki çoban bile soğukta aç kalan kurtlardan korkmasa twit atacak veya facebookda yolsuzluk, hırsızlık yazılarında beğeni tıklayacak, bunu yapabildiği an kuzu postundaki kurtların devri bitmiş olabilir veya ümitlerimiz artabilir.
Olayları düşündüğümde dilimizin esnekliğinden dolayı, "yol" kökünden türettiğimiz kelimeler ya yeterince açıklayıcı gelmiyor, ya da kifayetsiz kalıyor. Yolsuz kaldım, yollu kadın, yolsuzluk........gibi, Oysa yollu dediğimiz kadınlar bile, yolsuz kalınca, yolsuzluk yapmıyor ! İşini yapıyor o kadar.
Gündemde daha düne kadar kızlı-erkekli eylemler, namus cinayetleri, kadınların kullanılması, satılması, kapatılması, türban var iken, bunları yapan/ ortaya atan zihniyetin ardındaki iktidarsızlığı bırakın dile getiren, buna yanaşan bile yok denecek kadar az.
Şimdi ise gizlenmeye çalışılan hırsızlık var.
Yolsuzluk demek hafif kalıyor, bildiğin hırsızlık işte.
Bizler ise oyalanıyoruz. Hak, hukuk, devlet, demokrasi, insan hakları, özgürlük diyerek feryat ediyoruz. Mürekkep yalamış tayfa bunları öne sürerek çözüm aramaya çalışıyor. Öte taraf din, iman, bilumum dua, beddua, cami, cemaat söylemleriyle oyalanıyor.
Dış mihraklar ise işi gücü bıraktı bizi parmaklamaya devam ediyor.
Maalesef geriye kalan mutlu çoğunluk ise ;
Firar etmekten vazgeçen Acun, halkı uyutma işine soyunduğundan beri, yeteneklerini gösterek survive etmeye çalışıyor, gerçek hayatta yaşayamadığı aşkları dizi karakterlerinde arayıp, sabah temizlik yaptığı eve giderken bindiği otobüsü 4X4 sanıyor. Uyutulduğunun farkına varıp mutsuz olmak yerine, cehaletin mutluluğunu yaşamayı tercih ediyor.
Okumuş tayfa kendini oyaladığı "demokrasi, özgürlük, eşitlik" söylemlerini bunlara anlatmaya kalkışınca, diğer tarafın oyalandığı "din, iman" devreye giriyor. Genellikle verilen yanıt şu oluyor " bu dünya bir sınav, öbür tarafı da var"...........neyin öbür tarafı kardeşim ? Ya öbür tarafta da onlar villarında yaşarken sen hala hizmetçi olacaksan ? Hala onlara özeneceksen......... o zaman ne olacak ? Görmüyor musun "sınava girmek hep senin payına düşüyor, senin çocuğun dershanedeyken, ötekiler kendini üzmeden en düşük puanla bile özel üniversiteye giriyor. Bu dünyada sınavsız üniversite istiyorsun da, öte yana gelince mi sınav geliyor aklına ?
Velhasılı kelam, artık hiç bir şeye inancım kalmadı..........En iyi öbür tarafa gidip, nurileri karşıma dizip, şarabın en hasını içip eğlenesim var, giderken yanıma akıllı telefon veya ipad almalıyım, cennet cehennem sorgusu bilmediğim bir dilde olursa en azından google translate kullanırım.
23 Aralık 2013 Pazartesi
Dönmek
Dönmek, döneklik, dönüş ve aynı kökten türemiş başka kelimeler de mümkün, benim takıntım ise döneklik. Kendimi bildim bileli etrafımda hep okuyan, tartışan insanlar oldu. Ben ise onların tartışmalarını anlamlandırmaya çalışarak büyüdüm. Şimdiki gibi internet olmayınca yanıtları bulana kadar ne çok şey dinledim . Belki sorsam biri anlatırdı, bunu da akıl edemedim.
Döneklik, köşe yazarlarına, politikacılara ithaf edilen bir kavramdı dinlediklerim arasında. Nereden, nereye dönerdi bu adamlar, dinleye dinleye çözdüm olayı ; bizimkilerle aynı fikri paylaşırken birden karşı tarafa hak verdiklerinde dönek oluyorlardı. O zamanlar bilemezdim işin içine para, pul girdiğini, belki bizimkiler de bilmezdi, biliyor olsalar muhtemelen dönek değil satılık derlerdi.
Kendimce dönekliği çözmüşken 9. sınıfta ingilizce kitabımda bir yazı ile çözemediğimi anladım. "Zeki insanlar esnek olurlar, hiç bir şeye körü körüne bağlanmazlar, sorgulamayı bilirler, farklı düşüncelere ve eleştiriye açık olurlar." Buyur bakalım, yıllarca düşüncesini değiştirene dönek denilmiş, dışlanmış ve benim okuduğum dış mihrak kitabı "insan değişebilir, tutuculuk gereksiz" diyor........Al kafa yoracak bir şey daha :)
Uzatmanın anlamı yok, geldik bu günlere. Dün kefen giyinip başbakana akıllarınca destek olanları ve onlar hakkında atılan twittleri görünce tekrar aklıma geldi. Gereksiz bir abartı ve şuursuzluk olduğunu kabul ediyorum.
Peki onca yıl oy verdiğiniz, desteklediğiniz, inandığınız bir politikacıyı, fikri birden bire değiştirebilmek kolay mı ? Ateistim diyen birini 2 - 3 gün konuşmayla dindar yapabilir miyiz ? Farz edin yaptık, çevresi ona ne diyecek, dönek, korkak, satılmış demezler mi ? Diyeceğim şu, AKP'ye oy vermiş insanların bir kısmına, rüşvet, soygun veya başka bir yolsuzlukla ilgili istediğiniz görsel kanıtı gösterin ama birden bire bunlara inanmalarını beklemeyin. İnanmış olmak kendini inkar etmek demek, neler yapılmış olduğu değil, nasıl oldu da bunan inandım demek zor. Kolayına kaçıp hazırda bekleyen İsrail ve ABD'yi suçlamak dururken, kandırılmışım demeyi seçmeyecekler. Çünkü kandırılmışım demek çok zor.........
Döneklik, köşe yazarlarına, politikacılara ithaf edilen bir kavramdı dinlediklerim arasında. Nereden, nereye dönerdi bu adamlar, dinleye dinleye çözdüm olayı ; bizimkilerle aynı fikri paylaşırken birden karşı tarafa hak verdiklerinde dönek oluyorlardı. O zamanlar bilemezdim işin içine para, pul girdiğini, belki bizimkiler de bilmezdi, biliyor olsalar muhtemelen dönek değil satılık derlerdi.
Kendimce dönekliği çözmüşken 9. sınıfta ingilizce kitabımda bir yazı ile çözemediğimi anladım. "Zeki insanlar esnek olurlar, hiç bir şeye körü körüne bağlanmazlar, sorgulamayı bilirler, farklı düşüncelere ve eleştiriye açık olurlar." Buyur bakalım, yıllarca düşüncesini değiştirene dönek denilmiş, dışlanmış ve benim okuduğum dış mihrak kitabı "insan değişebilir, tutuculuk gereksiz" diyor........Al kafa yoracak bir şey daha :)
Uzatmanın anlamı yok, geldik bu günlere. Dün kefen giyinip başbakana akıllarınca destek olanları ve onlar hakkında atılan twittleri görünce tekrar aklıma geldi. Gereksiz bir abartı ve şuursuzluk olduğunu kabul ediyorum.
Peki onca yıl oy verdiğiniz, desteklediğiniz, inandığınız bir politikacıyı, fikri birden bire değiştirebilmek kolay mı ? Ateistim diyen birini 2 - 3 gün konuşmayla dindar yapabilir miyiz ? Farz edin yaptık, çevresi ona ne diyecek, dönek, korkak, satılmış demezler mi ? Diyeceğim şu, AKP'ye oy vermiş insanların bir kısmına, rüşvet, soygun veya başka bir yolsuzlukla ilgili istediğiniz görsel kanıtı gösterin ama birden bire bunlara inanmalarını beklemeyin. İnanmış olmak kendini inkar etmek demek, neler yapılmış olduğu değil, nasıl oldu da bunan inandım demek zor. Kolayına kaçıp hazırda bekleyen İsrail ve ABD'yi suçlamak dururken, kandırılmışım demeyi seçmeyecekler. Çünkü kandırılmışım demek çok zor.........
22 Aralık 2013 Pazar
Karanlık Pazar
Park hikayemi okuyan bir arkadaşım sordu : Sen misin o kadın diye, kesinlikle ben değilim, ne o kadar yürekli olabildim, ne de öyle bir erkekle karşılaştım. Dinlerken çok özendim o kadar:)
Bugün evi toparladım, bazı eşyaların yerini değiştirdim, ne çok şey biriktirmişim, atmaya kıyamamışım, çoğunu attım............. yüklerden kurtulmak gibiydi ferahladım.
Kırgınım, kırılganım.........yarın daha güzel olmak zorunda :)
Bugün evi toparladım, bazı eşyaların yerini değiştirdim, ne çok şey biriktirmişim, atmaya kıyamamışım, çoğunu attım............. yüklerden kurtulmak gibiydi ferahladım.
Kırgınım, kırılganım.........yarın daha güzel olmak zorunda :)
20 Aralık 2013 Cuma
Park hikayem
Umulmadık bir şekilde karşıma çıkan güzel kadın, nasıl olduğunu kendisi bile anlamadan içini döktü. O'nu anlattı, hatalarını, pişmanlığını, sevdasını, özlemini, her gün onu düşünerek uyandığını ve ona yazdığını. Sevgisi öylesine derindi ki, ayrılığın üzerinden iki yıl geçmiş olmasına rağmen, kimseyi hayatına sokmamıştı.
Kimi zaman gizlice, kimi zaman alenen takip ettiği adamını, hikayelerini uzun uzun dinledim . Yorum yapmama bile fırsat bırakmadan anlattı. Sona yaklaşırken sordum "onu bu kadar özel kılan ne ?"
Yürekli adam............dedi.
Yaşamından sadece bir kesitini dinleyebildiğim kadın da yürekliydi bence.....Çoğu inancın yozlaştığı, kolay tüketildiği, yalanın, güvensizliğin kol gezdiği, sanalın gerçeğe karıştığı ortamlar olsa bile "adam yürekli " ise kadın aldatmayı kafasından bile geçiremiyordu .
Cesaret arayan aslanlar, yüreksiz tenekeler ve beyinsiz korkuluklar arasında kime inanacağımızı şaşırmışken keşke biraz daha sohbet edebilseydik ve anlatsaydı "yürekli adam" nasıl olurmuş.
Güvenmek
16 Kasım akşamından başlayarak bugüne kadar güvendiğim üç kişinin hiç de öyle olmadıklarını anladım, anlamak ötesi yaşayarak gördüm..........Üzücü
Hele bir tanesi vardı ki, hep güvenebilirim sanırdım. Değilmiş ! Güvenmeyi seçtiğim için ben mi salağım, beni kaybettikleri için kazanan onlar mı ? Bilmiyorum.............Tek bildiğim ise hala insanlara güvenecek olmam .
Hele bir tanesi vardı ki, hep güvenebilirim sanırdım. Değilmiş ! Güvenmeyi seçtiğim için ben mi salağım, beni kaybettikleri için kazanan onlar mı ? Bilmiyorum.............Tek bildiğim ise hala insanlara güvenecek olmam .
17 Aralık 2013 Salı
Hayır
Anlayamadığım insanların başında gelenler
1. HAYIR diyemiyorum diyenler....
De güzelim, de bir tanem, hayır demek iyidir, HAYIR diyemiyorum derken aslen karşındakini keriz yerine koyuyorsun, ona hoş görünmeye çalışıp, kendine yapamayacağın kötülüğü ona yapıyorsun, katlanıyorsun karşındakine ! Oysa hayır desen, o da anlayacak seni, ona göre ayarlayacak kendini..........HAYIR diyemeyen sen MAĞDUR'u oynamayı seviyorsun, beklentilerin yerine gelmeyince "gözyaşları içinde bütün bunlar ince düşünüp, hayır diyemediğim için başıma geliyor" nakaratını tekrarlıyorsun . Yemezler güzelim, işine gelince nasıl da diyebiliyorsun :)
2. DEĞİŞEMEM, BEN BÖYLEYİM CİLER..........
Bunlara psikologlar ne der bilemem, astrologlar eminim burcuna bakıp sabit fikirli gibi yorumlar yapabilirler, yüz kişiye sorup zaman kaybetmeye gerek yok. Bu durum da bir tür karşındakini kullanma gibi geliyor bana . Bu tür kişiliklerin kullanma kılavuzlarını iyi okumak lazım. En sık kurdukları cümle : Elimde değil yapamıyorum" dur. Yapamazsan tabiki elinde olmaz. Sen böylesin diye seni çekmek zorunda değil hiç kimse, hele bu durum ilişkilerine, sağlığına zarar veriyorsa, ya sen perişan olursun ya da seninle geçinmek zorunda kalan. Her insan değişebilir, illa kişiliğin değişmesi değil, bakış açını genişletebilirsin, empati denen şeyi daha iyi kullanmayı öğrenebilirsin, yılan gibi tüm derinden kurtulmak yerine sivri uçlarını törpüleyebilirsin, yok yapamayacak isen kalkıp "elimde değil " diyerek ağlanmayı kes lütfen. Çarparım suratına bi tane gör bak nasıl değişiyorsun :)
3 . HER ŞEYİ ÇOK BİLENLER
Ben de böyleydim, hala da izlerini silebilmiş değilim, her şeye atlayan, her konuda bilgisi olan ve hep konuşanlar.........Tanrım ne kadar çekilmezmişim ! Bu halim gibi bir kaç kişiyi gözlemleyince susmayı tercih eder oldum, ne kadar itici bir durum :) car car konuşan, işin aslını ve diğer şartları bilmeden yorum yapan ve yargılayan. Ota boka kusur bulup, bir tek kendini haklı gören.........Oysa dinlemek ne keyifli, hele konuyu iyi bilen birinden, sus ve dinle...........
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


