16 Nisan 2014 Çarşamba

Nurchina :)

Canım arkadaşım okuduğuna sevindim :) Arka bahçedeki güllerden haberin olmayınca bazılarının ne anlama geldiğini bilmemen çok normal,  ben de bilmiyorum :)  Söz 56'dan önce hepsini anlatacağım ve çok güleceğiz :)  İçini şişirip durma seni seviyorum :)

Bone china oluyorsa, Nurchina neden olmasın :)

15 Nisan 2014 Salı

Röp

Afrika'dan gelen zenci kadınların mağduriyetini anlatan bir röportaj okudum.  Göç yollarına düşen herkes gibi daha iyi bir yaşam için geliyorlar, dil bilmiyorlar, muhtemelen eğitimsizler ve buraya gelince dünyanın değişmeyen kuralı işlemeye başlıyor.... tacize ediliyorlar, tecavüze uğruyorlar, emeklerinin karşılığı ise asgari ücretle sigortasız çalışmak. Sadece Afrika değil, her yerden geliyorlar.

Twitter da paylaşılması okumama vesile oldu. Paylaşan bundan utanç duymamız gerektiğini vurguluyordu. Türkiye'de olduğu için utanç duymak sadece bize düşmemeli, ölmüşlerini, geçmişlerini, sevdiklerini geride bırakıp buralara kadar savrulmalarına neden olanların hiç mi suçu yok ?

Türkiye yerine başka ülkeye gitseler ne ile karşılacaklardı ? Hepsi birer CEO olmayacaktı, ne bekliyorlardı ? Evet cinsel taciz asla hoş görülemez, fakat bu sadece bize özgü değil. Az gelişmiş, eğitimi kıt tüm ülkelerde mevcut. Irak'da ABD işgali sonrası erkeğini kaybeden ve ülkelerinden kaçmak zorunda kalan kadınlar, sığındıkları komşu ülkelerde fuhuş yapmak zorunda kaldılar......komşu ve müslüman ülkelerde ! Suriye'den Türkiye ye gelenlerin, kızlarını sattıklarını okumuyor muyuz ?

Kendi kadınlarını namus adına öldüren, kadına aç, kadını sadece delik olarak gören ülkenin erkeklerinin ne yapmasını bekliyorduk ?

Sen kendi kadınını eğitmez, kapatır, yok sayarsan, gelen kadın zenci olmuş, nataşa olmuş hiç fark etmez.  Yıllar önce Almanya'ya işçi olarak giden kadınlarımız böylesi tacizlere maruz kaldılar mı ? Bu konuda mutlaka yapılmış çalışmalar vardır, ben bilmiyorum. Peki oraya işçi olarak giden erkeklerimiz ne yaptı ?  Hemen bir Helga bulmaya çalıştı, orada kalabilmek için hileli evlilikler yaptı. Bir çok yuva yıkıldı, ekmek parası için yarini yad ellere yolculayan kadınlarımız bağrına taş bastı ve Helga'dan kalanla yetinmeye çalıştı......

Mutlu olduğun yer karın doyurmayınca, karnını doyuran da mutluluk aranmıyor .


Dilerseniz buradan okuyunuz röportajı

http://www.sosyalistfeministkolektif.org/bedenimiz/erkek-siddeti/849-telefonla-konusur-gibi-yap-p-seks-seks-diye-soruyorlar.html



12 Nisan 2014 Cumartesi

Yazık

Kullanılıyorsun, yalan söylüyor, çok hırslı, istediğini elde etmek için her yolu dener, inatçı ve fırsatlardan yararlanmayı biliyor, göründüğü kadar samimi değil, gözü yükseklerde, kendini ailesinden çok üstün bir yerde görüyor çünkü ezik geçen bir çocukluğu ve gençliği var, korunmaya muhtaçmış gibi göstermeyi seviyor ve korumaya kalkanları kullanıyor....... kıskançlığını gizlese de ilk olayda sen bile şaşıracaksın !  Ruhu hasta ve tatminsiz, kaç kişiyi aynı anda idare ettiğinin bile farkında değilsin.........ne yaparsa yapsın kendini onaylayamıyor ve herkes için önemli bir figür olmak hoşuna gidiyor...........hiç doğal değil......... sana gelince...... tahminimden daha safmışsın ! Onun sana değil, hissettirdiklerine, geçici bir süre için gösterdiğin abartılı ilgine ihtiyacı var ! İçin rahat değil ve bunu kendine bile itiraf edemiyorsun........


9 Nisan 2014 Çarşamba

Fun !

I never say NEVER  :)  İyi hissediyorum, sonundan kime ne, bana ne, ona ne  :)

8 Nisan 2014 Salı

Blessed

Hayal kuramam, elimle tutup, gözümle göremediğimin var olabileceğine inanmam.......soru işaretlerim ünlemlerimden ve noktalarımdan çok......Hayalin yoksa,  peşine düşeceklerin, gerçekleşmesini istediklerin de olmuyor, hedef koyamıyor, önüne gelenle yetiniyor ve onu anlamaya çalışırken keyifli yanlarını da buluyorsun. 

O da böyle çıktı karşıma, ben anlattım, dinledi ve hep "someday" dedi.  Someday.......biraz burun kıvırarak ona uydum ve aynını tekrar eder oldum.......someday !  Her tekrar edişimde ise içimden "someday is not a weekday" demek  gelse de, sustum........bırak kalsın, söylesen ne olacak sanki, bu bir oyun..........

Daha fazla susmak istemediğim bir gün söyledim ve "thinking is one think, doing is another" demeyi de unutmadım.  Her zamanki sevecen haliyle suratıma bakıp "I am making a someday list for you" ........... Sadece benim için yapılan bir someday list.  

Geçen yıllar içinde someday list çoğaldı ve hayal kurmayan ben'in yapmak istedikleri gerçekleşmeye başladı. Sıraya koymuş meğer :)  

And when I learned that I have to make a bucket list, he was the first person I phoned....... with his peaceful voice and attitude, accepeted my decision ..................and gave me a gift ! He didn't join me, left me alone..........arranged everything, was like a dream !  I feel I am protected, trust him with all my heart........he is the one who always wants my happiness and wants it just for me !! Most of all I know I am priceless for him..............thank you for being in my life, I am grateful and you make me feel special...............I have little time, no more cherry blossoms................

7 Nisan 2014 Pazartesi

Sakura makura

Zaman zaman okuduğum gezi yazılarına hayran kalıyorum, ne güzel anlatıyorlar gittikleri yerleri, ben bu işi beceremiyorum. Bu şehrin/ülkenin şurası ünlü, şunları yapmadan geçmeyin veya şu lezzetleri mutlaka tadın diyemiyorum. Benim şehirlerim bunlardan ibaret değil, şarkıları, kokuları, binalarından, yollarından, otellerinden önce insanları var. Onlara odaklanmayı seçiyorum. Yollarında yürürken bir an gözlerimi kapatıp kendi duygularıma odaklanıyorum :)  O şehirdeki ben nasıl ? Ve işte o an bir melodi geliyor ruhumun derinliklerinden veya o şehirle ilgili önceden bildiğim bir şarkıyı şehrinde dinlemeyi merak etmişsem; NYC'ye ilk gidişimdeki gibi, sabahın bir köründe kalkıp " I want to wake up in that city that never sleeps" diyebilmek ziyaretimin başlıca nedeni oluveriyor.

Sonrasında ise sokakları dolduran kalabalıklara dalıyorum, nasıl yürüdükleri, birbirlerine bakışları, gülümseyişleri, sohbetleri, çocuklarına davranış şekilleri.........yüzlerindeki ifadeler, bir birlerine dokunuş şekilleri ......işte bunlara kaptırınca kendimi, anlattıklarım kendi duygularımı içeren, bana özel gözlemler oluyor, çünkü bir başkası o gülümseyişe veya ses tonuna kendi anlamlarını yükleyebilir.

Bana göre; asil ve zarif Koreliler, nasıl olsa okuyamayacakları için çingene, aç gözlü ve kompleksli Çinliler ve içlerinde en kibar, çalışkan, asyanın beyaz yakalıları Japonlar. En önemlisi ise bir ağacın çiçek açması ancak bu kadar pazarlanabilir ve kutlanabilir........ İnanılası değil ! Biz burada yolsuzluk, yasaklar, özgürlükler, demokrasi gibi konuları çözememişken, insanlar "peak blossom time" hesaplıyor ve güzelliğini yaşıyor. Hiroşima' ya rağmen Japon - Amerikan dostluğuna şaşırsam da Japonların hoş görüsüne hayranım, lakin bu hoşgörünün, Sam amca gülümsemesi gibi yüzeysel mi, yoksa gerçek mi olduğunu çözemedim ! 

İşte böyle :) çok sevdiğim Trilye'nin şarkısı "sound of silence" iken, Tokyo'nun şarkısı Türkçe oldu :)  Merak etmeyin O canım kiraz ağaçlarına bakarken "ayva çiçek açmış yaz mı gelecek"  kezbanlığı yerine  " Kim bilir önümüzde kaç kiraz mevsimi var " dedim :)  Sakura'nın kendi melodisi zaten sizi alıp götürüyor .......Teknoloji sayesinde resmi çekilmeyen ağaç kalmamış gibi, utanmasa ağaçlar bile selfi çekecek :)  Tamam fotoğraf konusunda da beceriksizim :( 

Anlatacak çok şey var çokkk............. 










Resimleri düzgün yerleştiremedim :(

Geçen haftaya dair :)

I am not available right now, but thank you for caring enough to call. I am making some changes in my life.  Please leave a message after the beep. If I do not return your call, you are one of the changes !