7 Aralık 2013 Cumartesi

Öteki Yarım

Bugün erkek ve kadın arasındaki farkları anlatan bilimsel bir yazı okudum, yeni bir şey görebilmek ümidiyle, yanılmışım hep bildik şeyler, beyin yapımız, sinirlerin bağlantısı vb. Bunları duymaktan, okumaktan sıkılmaya başladığımı anladım, kadın ve erkek eşit midir, Venüs ve Mars'tan yolu şaşıp buraya düşmüş İsa ve Hava mıdır, eğer oradan geldilerse cennetten kovulma hikayesi kutsal  kitaplarda neyi açıklar....daha bir sürü soru üretilebilir.

 Birbirimizden  bu kadar farklıysak  eşit olmak zorunda değiliz . Elma ve armudun aslen meyve olup matematik problemlerinde toplanamayacağı gibi, bizler de aslen insan olmalı, sonrasında birleşmeye, toplanmaya, ayrılmaya karar verebilmeliyiz.  Toplumda eşit imkanlara sahip olmayışımız da belki doğuştan itibaren bu ayrıma maruz kalmamızdan olabilir.   Giydirilen roller, beklentiler, dayatmalar istediğimiz zaman cinsiyetimizi savunmaya iterken, istediğimizde "ah vah eziliyorum" deme noktasına getiriyor.


Feminizm gerekli olsa da ben feminist olamadım, burada biraz kadınların da ikiyüzlülüğü var, erkeğimizden  bize yardımcı olmasını beklerken, erkek çocuklarımızı eşine yardımcı olacak şekilde yetiştirmiyoruz, bırak eşine yardımcı olmayı öyle bir hale geldi ki, kendine yetecek kadar bile sorumluluk vermiyoruz.  Buna abartılmış erkekliği de ilave edersek erkek soyu yandı gitti.  Hem  erkeksin ağlamayacaksın, erkeksin koruyacaksın, erkeksin çalışacaksın, erkeksin başarılı olacaksın ve en beteri erkeksin kıskanıp, kadınının namusunu koruyacaksın, yemişim böyle erkekliği.  Bu erkekleri  kadınlar yetiştiriyor, sonrasında gelinle kanka olmak yerine düşman oluveriyorlar, çünkü erkek, evlat iken kıymetli, koca iken kıymetsiz.......Erkek evlat  bir kadının hayat boyu karşılıksız sevebileceği ve sevgisinden emin olabileceği tek karşı cins aslında, "diğerlerinin hepsi beni aldatabilir, gidebilir" oysa oğlum bana ait.........Onu da evlendirip kaptırdın mı, kalıveriyorsun, işte bu yüzden bizdeyken el bebek, gül bebek, öteki kadına gidince yardım ederse kılıbık :)  Nihayetinde hep öteki kadın var :)


Kız çocuklarını ise ev işlerinde ücretsiz yardımcı gibi görmek pek hoşumuza gidiyor, kızımızın yaptığı ilk yemekle övünmek gibi, ona düşen bir yandan okuyup, meslek sahibi olsun, ekonomik özgürlük savaşçısı haline gelsin, sonra da ev işlerinde yeteneğini konuştursun. Yok böyle bir şey :) Şunu diyen bir anneye hiç rastlamadım "kızım sevdiceğini bulduğun zaman, ona zaman ayır, kalbine giden yol mideye uğrasa da, mideyi yöneten beyindir, erkeğini anlamaya çalış, biraz cilveli ol" . Veya oğluna "canım oğlum, sevgiline şiirler yaz, kitap oku, sevgini belli et, sıkıca sarıl, ben senin yanındayım de"..........Bunların hiç birini yapma, kızın veya oğlun mutsuz olunca suçu karşıdakinde ara........


İlişkiler konusunda ise kadınlar erkeklerden bir kaç adım önde. Yetişkin erkek ve kadınlar  bir araya geldiklerinde sohbet konuları az çok bellidir. Kızlar annelerinin, öteki kadın hikayelerini dinleyerek büyürler, çünkü bizler severiz bu konuları konuşmayı ve hepimizin deneyimleri mutlaka vardır, bu hikayeleri dinleyen kız çocukları, babasıyla sohbeti spor, okul, iş vb konulardan öteye geçmeyen erkek çocuklardan daha donanımlı başlar ilişkilerine. Oysa garibim erkek bu hikayeleri duymamıştır, yaşayarak öğrenir.


 İnsanlığın devamı için birbirine ihtiyacı olanlarız diyebilsek, önce insan, sonra kadın ve erkek olsak daha mutlu oluruz. Kadına şiddet değil, şiddetin kendine lanet okuruz, bence erkeğe de şiddet var, illa darp etmek değil, istendiğinde sözlerimiz, tavrımızla da  perişan ederiz karşı cinsi.


Cinsiyetsiz olabilsek, kadını öne çıkaran günlere bile gerek kalmayacak. İşçi bayramı varken, çalışan kadın gününü hiç anlayamıyorum açıkçası :)  


Halil Cibran'dan 

Almitra sözü aldı ve sordu 
- Peki üstat; evlilik nedir? 
Cevap şöyle geldi 
- Siz birliktelik için doğmuşsunuz. Ölüm meleğinin beyaz kanatları sizi ayırana kadar ayrılmayacaksınız. 
Allah'ın sessiz tanıklığında bile beraber olacaksınız. 
Ama birlikteliğinizde mesafeler bırakın; 
Bırakın ki... 
Cennetin rüzgârları aranızda dans edebilsin... 
Birbirinizi sevin ama, aşk tutsaklığı istemeyin...
Bırakın aşk, ruhunuzun kıyılarına vuran dalgalar gibi olsun...
Birbirinizin bardağını doldurun ama aynı bardaktan içmeyin; 
Ekmeğinizden verin birbirinize ama aynı somundan ısırmayın...
Birlikte şarkı söyleyin; lakin birbirinizi yalnız bırakmayı da bilin. Sazın telleri de yalnızdır ve armoni içinde aynı melodiyi seslendirir..
Birbirinize kalbinizi verin ama karşılıklı kilitleyip saklamak için değil!.
Sadece hayatın eli o kalbi saklar! 
Birlikte durun, ama yapışmayın, tapınakların sütunları da bitişik değildir! 
Ve unutmayın; meşe ile çınar birbirlerinin gölgesinde büyümezler. 


6 Aralık 2013 Cuma

Vermedi

Kadın yıllar sonra adama sordu..........".Bana ne verebilirsin " derken istediğin ne idi ?

Adam o an meşgul olduğu işten kafasını kaldırdı, sorusunu hatırlamanın ötesinde, neredeyse yıllar önce bu konuşmanın geçtiği anın tüm detaylarını, öncesini anlatarak  "sınırlarını görmeni istedim" dedi.........nereye kadar gidebileceksin, en önemlisi kendini verebilecek misin ?


5 Aralık 2013 Perşembe

Başka Kapıya

Her şeyin yolunda gittiğine inandığı bir anda şaşakaldı, neşeyle yolda yürürken ağaca toslamıştı sanki.

     -  Bana ne verebilirsin ?  dedi adam

Biraz düşündü ve "ne istedin de vermedim"  dedi.  Aşk esrikliği ile düşünebileceği kadar kafa yordu, ne vermem gerekir sorusuna. Soruyu soranın  maddi bir beklentisi olamazdı, almak istediği neydi peki ?  
      
İnsan olarak hep almaya mı alıştık acaba, peki bir ilişki de sormak gerekli mi ?  Ona ne verebilirim veya ondan ne alabilirim, somut değerlere indirmek istemiyorum bunu. O vakit verecek çok şey bulunur. Keseye, zevke, değere, beceri ve yaratıcılığa göre takas edilecek çok şey var. Asıl verilebilecek olan eksik ise bunların değeri sadece etiketleri.

İstediğin her şeyi verebilirim cevabı ise kadına hiç uymuyordu. Üzerinde düşünmeyi bıraktı. Sonrasında şunu sordu kendi kendine "ben ona ve başkalarına ne verebilirim ?"  Kendimi tüketmeden, rol yapmadan, kaybetme korkusu yaşamadan, üzmeden, üzülmeden........ ne istediğini bilmeyene verebilecek hiç bir şeyi yoktu, kendisinin de  ne istediğini çok iyi bilmediğini fark etti. Hem bilse ne olacaktı, kırmızı ferrarili prens istese, hemen kapısında mı bulacaktı ?  Hayır !  Sonra dedi ki, " kızım ferrarin yoksa o prensi bekleme ,  senden daha yeni model bir araba isterse verebilecek misin ?"   Veremeyeceksin, öyleyse sende olanı isteyene kapını aç. Yok ise varsın başka kapıya :)  

4 Aralık 2013 Çarşamba

2 Aralık 2013 Pazartesi

OY SATIŞ İŞLEMİ


Kötü uyandım, kendime gülümseyerek  evden çıktım ve güzel olacak dedim. Oldu da, secret, kuantum vb ile alakası yok bu işlerin,  kendimi iyi hissetmeyi seviyorum. Ve işten erken kaçtım, yaşasın bir yerlerden kaçma duygusu, yasak olanın cazibesi ve özgürlük.................özgürlük deyince lay lay lom olmadı tabiki, eve varıp kahve keyfimi yapayım derken önümden geçmeye çalışan bir ihtiyara denk geldim. Geçip gidecekken içim elvermedi onu yolda koymaya.

- Amca nereye gidiyorsun ?
- Kaymakamlığa
- Gel götüreyim..........

Minnacık kalmış, elinde baston ve bir sürü kağıdı sarıp, büküp koyduğu torbası. Hayırdır ne için gidiyorsun kaymakamlığa dediğimde torbayı uzattı. Nüfus cüzdanı, özürlü raporu, işitme ve yürüme problemi var, 60 yaşındaki amcama ömür boyu geçerli raporu vermişler........şöyle bir baktım, beş ay önce 73 yaşında ölen babamdan bile çökmüş duruyor, hayat çabuk harcamış belli !

Özürlü ve yaşlı maaşı bağlatmakmış derdi, yol boyu lafladık, Erzurumluymuş, ben de ilkokul bir ve ikinci sınıfı orada okudum dediğimde, "ne güzeldir oraların havası" dedi.......memleketi özlemiş, havasını özlemiş.........

Beş çocuğum var hiç biri bakmıyor diye dertlenmeye kalktı. Amca be "ancak kendilerine bakabiliyorlardır, kızmayasın evlatlara , olsa seni böyle komazlardı " dediğimde bana hak verdi. Haklısın onlarda da yok.

Kaymakamlığa geldik, utanarak eline yanımda olan paranın bir kısmını verdim, kusura bakma, ancak bu kadar var dedim............sen bana milyar verdim be evladım diyerek arabadan indi. 

Bu arada  amcam teşekkür edip, allah razı olsun derken, yaklaşan seçimlerde oyunu kimselere satmaması için de söz aldım :))  Neylersin dağıtacak kömür, un olmayınca ben de böyle çalışıyorum